2004, Yeniden doğuş yılı olacak
15 Ağustos 2011 tarihinde Dr. Mehmet Kıral’ın Kıbrıs Gazetesi’ne verdiği röportaj şöyledir:
“Biz Kuzey Kıbrıs olarak bugün itibarıyla elde etmemiz gereken turizm gelirlerini elde edemiyoruz. Büyün Akdeniz ülkeleri ile tek tek kıyaslamak yerine bir tek Güney Kıbrıs’ı emsal alıp değerlendirme yapmak daha pratik olur kanaatindeyim.”
“Daha az turist, daha çok gelir, ülkemiz kaynaklarını daha rantabl kullanma, doğayı daha fazla koruma ve kaliteli turistlerle sosyal ve kültürel ilişkilerimizi daha düzeyli tutmamızı sağlayacaktır.”
İstanbul Havayolları ve bağlı şirketlerin Kıbrıs koordinatörü Mehmet Kıral, turizmle ilgili sorularımızı yanıtlarken, “2004 yılını Kuzey Kıbrıs turizminin doğuş yılı olarak görüyorum ve bundan sonra dev adımlarla ama dikkatli ve planlı hedeflerimize ulaşacağımıza yürekten inanıyorum” dedi.
Kıral, turizmde geleceğin parlak olduğuna da işaret edip şunları söyledi, “Dünya artık Kuzey Kıbrıs’a eskisi gibi kötümser bakmıyor. Veya iyimser gözle bakmak isteyenlere eskisi gibi şiddetli bir engel veya tepki konamıyor. Doğrusu da böyle olmalı. İleride birleşik bir Kıbrıs isteniyorsa öncelikli olarak bu iki halkın ekonomik durumlarını birbirine yakınlaştırmak gerekir. Bunun da en etkili ve süratli yolu turizmdir. Kuzey Kıbrıs’ın turizmini dünyaya açmak barış isteyen tüm Kıbrıs halkının menfaatinedir. Her vesileyle barış ve çözüm diye haykıran Rum kesimi öncelikli olarak bu gerçeği artık anlamak zorundadır. ”
SORULAR VE YANITLARI:
KIBRIS: Ege ve Doğu Akdeniz turizmde önemli bir pay alıyor. Kuzey Kıbrıs olarak aldığımız pay nedir? Daha doğrusu turizm gelirimiz bölge turizm pastasından ne oranda ciddi pay alıyor?
M.KIRAL: Kuzey Kıbrıs, turizme yönelik gerek coğrafi konum, gerek iklim gerekse ulaşım bakımından çok şanslı bir konumdadır. Turizm açısından tek şanssızlığımız bugüne değin sürüp giden siyasi konjektürdür. Bu siyasi durum da maalesef bütün artılarımızı silip süpürmekte ve bizi ağırlıklı olarak tek pazara mahkûm etmektedir. Bölgemiz ülkeleri başta Güney Türkiye, Güney Kıbrıs, Kuzey Afrika ülkeleri ve diğer Akdeniz adaları turizmden nasibini almakta, hem mevcut pastadan daha büyük pay alma hem de pastayı büyütme gayreti içerisindedirler. Biz Kuzey Kıbrıs olarak bugün itibariyle elde etmemiz gereken turizm gelirlerini elde edemiyoruz. Bütün Akdeniz ülkeleri ile tek tek kıyaslamak yerine bir tek Güney Kıbrıs’ı emsal alıp değerlendirme yapmak daha pratik olur kanaatindeyim. Güney Kıbrıs 100.000 yatak kapasitesi ve yıllık %60’lara varan ortalama dolulukları ile yılda 3milyona yakın karma Avrupalı turist ağırlamakta ve $3 milyar dolar civarında turizm geliri elde etmektedirler. Bu rakamlar bizim yatak kapasitemizin on misli, doluluk oranlarımızın bir buçuk katı turizm gelirlerimizin de on beş katıdır. Bu kadar olamasak da, ülkemizin 30 yıllık turizm geçmişi olduğunu düşünerek bugün geldiğimiz siyası durumu on yıl önce gerçekleştirebilseydik bugün geldiğimiz nokta 50,000 yatak %60 yıllık ortalama doluluk ve $1.5 milyar dolar üzerinde bir turizm geliri olurdu. Halbuki bugünkü durumumuz 10.000 yatak %37 ortalama yıllık doluluk ve yaklaşık $230 milyon dolar turizm gelirinin ötesine gidememektir. Ancak siyasi durum artık değişmiştir. 2004 yılını Kuzey Kıbrıs turizminin yeniden doğuş yılı olarak görüyorum ve bundan sonra dev adımlarla ama dikkatli ve planlı hedeflerimize ulaşacağımıza yürekten inanıyorum.
KIBRIS: Turizmde daha çok turist mi daha çok gelir mi? Biz bu farkı görüyor muyuz?
M.KIRAL: Elbette ki daha çok gelir. Kuzey Kıbrıs turizminin biraz geç yükselişe geçmesi belki de bizim için bir avantaj teşkil edecek. Emsal ülkelerin düştüğü hatalara düşmeyecek ve bundan sonraki yatırım ve pazarlama stratejimizi bu görüşlere uygun olarak planlayacağız. Daha az turist daha çok gelir, ülkemiz kaynaklarını daha rantable kullanma; doğayı daha fazla koruma ve kaliteli turistlere sosyal ve kültürel ilişkilerimizi daha düzeyli tutmamızı sağlayacaktır.
KIBRIS: Kıbrıs Türk toplumunda turizm hareketine kronolojik bakacak olursak ciddi kilometre taşları hangi dönemlerdedir?
M.KIRAL: 1974, 1986 ve 2004. Açıkça belirtmek gerekirse 1974 öncesi Kıbrıs Türk halkının turizmden haberi yoktu. 74 sonrası Rumlardan kalan 3000 civarında yatak kapasitesi ile zorunlu turizm faaliyetleri başlamış oldu.
1986 yılında gelininceye kadar ise Kuzey Kıbrıs için turizmin önemi tam olarak algılanamadı. 1986 yılında rahmetlik Turgut Özal’ın Kuzey Kıbrıs ekonomisinde lokomotif sektörün Turizm olması gerektiği görüşüyle turizme bakış değişti. 1986 yılından başlayarak bütün ülke turizme inanmaya az da olsa yatırımlar yapmaya ve turizm eğitimine önem vermeye başladı. Bu sefer de güneyin ambargoları ve dünya çapında etkin izolasyon politikaları ağırlık kazandı. Kuzey Kıbrıs gittiği her Avrupa ülkesinde pazarlama ve ulaşım sorunları ile karşılaşmakta ve bir türlü haklı sesini dünyaya duyuramıyordu.
Ve nihayet şimdi 2004. Yeni bir dönem başlıyor. Bundan sonra her şey iyi olacak ve Kuzey Kıbrıs yakın bir gelecekte turizmden beklediği payı alacaktır.
KIBRIS: Bulunduğumuz noktadan daha iyi noktada olmamız için neler yapmalıydık?
M.KIRAL: Geriye dönük yorum yapmak elbette kolaydır. Çünkü olanlar olmuştur, keşke böyle yapsaydık yorumu fayda sağlamamaktadır. Sadece bir cümleyle, keşke bugünkü noktaya 5-10 yıl önce gelebilseydik demek yanlış olmaz sanırım.
KIBRIS: Maraş, 1974’te açılmış olsaydı turizmde konumunuz farklı olur muydu?
M.KIRAL: Çok farklı olmazdı sanıyorum. Çünkü bizim esas meselemiz siyasidir. Siyasi sorunlarımız çözülmeden veya bu izolasyonlar kalkmadan Maraş’ın açık olması yine de çok bir fayda sağlamazdı diye düşünüyorum. Ayrıca orayı daha geçmiş şartlarla düşündüğümüzde hem siyasi hem sosyal hem ekonomik sorunlar yaratabilirdi.
KIBRIS: Turizmin geleceği konusunda iyimsersiniz. Bu iyimserliğin kaynağı nedir?
M.KIRAL: Bu iyimserliğin kaynağı bugün geldiğimiz noktadır. Dünya artık Kuzey Kıbrıs’a eskisi gibi kötümser gözle bakmıyor. Veya iyimser gözle bakmak isteyenlere eskisi gibi şiddetli bir engel veya tepki konamıyor. Doğrusu da böyle olmalı. İleride birleşik bir Kıbrıs isteniyorsa öncelikli olarak bu iki halkın ekonomik durumlarını birbirine yaklaştırmak gerekir. Bunun da en etkili ve süratli yolu turizmdir. Kuzey Kıbrıs’ın turizmini dünyaya açmak barış isteyen tüm Kıbrıs halkının menfaatinedir. Her vesileyle barış ve çözüm diye haykıran Rum kesimi öncelikli olarak bu gerçeği artık anlamak zorundadır. Yakın bir gelecekte Kuzey Kıbrıs’a direk uçuşlar da başlayacaktır. Bu konunun siyasetle veya tanınmayla hiçbir ilgisi yoktur. Bütün Dünya ve Güney Kıbrıs da bunu çok iyi bilmektedir. Bu konu tamamen ekonomik bir olgudur ve muhakkak gerçekleşecektir.
KIBRIS: İstanbul Havayolları bir dönem Kuzey Kıbrıs’ın dış dünya ile bağlantısına ciddi bir katkı koydu. Şirket olarak yeniden hava ulaşımına girme düşünceniz yok mudur?
M.KIRAL: İstanbul Havayolları Kuzey Kıbrıs’a 1986 yılından 2000 yılına kadar yolcu taşımacılığının ötesinde turist taşımacılığı hususunda çok büyük katkı koymuştur. Yaklaşık 15 yıllık bu dönem içerisinde ülkemize gelen yabancı turistlerin (Alman, Fransız, Belçikalı ve İngiliz) %50’den fazlasını İHY getirmiştir. Bu faaliyetlerinden dolayı da ekonomimize 300 milyon doların üzerinde katma bir değer sağlamıştır. Ama o dönemde yaşanan ekonomik krizler, terör ve deprem felaketi şirketin uçuşlarını elde olmayan nedenlerle durdurmasına sebep olmuştur. O günkü TC hükümetinin koalisyon ortakları da, anlaşılması zor nedenlerden dolayı gerekli mali desteği vermemiş ve böylece Türkiye yanında Kıbrıs da böylesine yararlı ve büyük bir özel hava yolunun uçuşlarını durdurmasına seyirci kalmıştır.
İstanbul Handling olarak şu anda ağırlıklı olarak uçak yer hizmetlerini veriyoruz. Bu hususta da her tip uçağa hizmet verecek teçhizat ve teşkilatı kurduk. Büyük de yatırımlar yaptık. Yeterli uçak seferi olmadığından şu anda bu işletme rantabl değildir. Önümüzdeki günlerde haftalık sefer sayısı artınca bu işletme rantabl hale gelecektir. Ümitliyiz. Tekrar uçuş için çalışmalarımız devam etmektedir. Bu hususta da her türlü altyapımız (uçak bakım, Yer hizmetleri, Catering ve know-how) mevcuttur. Siyasi gelişmelere ve uygun şartların oluşmasına paralel olarak yakın bir gelecekte o da olabilir.
KIBRIS: Salamis Bay, Kuzey Kıbrıs’ın en büyük turistik tesisi. Bu boyutta bir tesisi Kuzey Kıbrıs gibi ulaşım dahil pek çok sorunu olan bir ülkede çalıştırmanın sorunları yok mu?
M.KIRAL: Sorun olmaz olur mu? Sorun çok. Ancak böyle güzide bir tesisi yok olma aşamasından alıp bugünkü durumuna getirmek ve ülkeye kazandırmış olmak her şeyin ötesinde büyük bir gurur vesilesidir.
Salamis bugün sadece Türkiye’ye değil Avrupa’nın her ülkesine hitap edebilecek özelliklere sahip bir tesis. Bin yataklı tesisimizde bugün 300 personel çalışmakta bütün çalışanların yasal hak ve menfaatleri eksiksiz yerine getirilmektedir. Personel istihdamında ağırlık KKTC vatandaşlarına verilmekte yeterli olmadığı zaman TC uyruklu da istihdam edilmektedir.
Bugün çalışanlarımızın %70’i KKTC uyrukludur. Sorun olarak en büyük sıkıntımız kalifiye eleman meselesidir. Bu konuda ciddi bir atılım ve çalışma gereği vardır. Bakanlık, Otelcilik Birliği, OTEM, üniversiteler müşterek bir çalışma başlatmalı ve bu konuda seferberlik ilan etmelidirler.
Diğer önemli bir mesele de elektrik ve sus sorunudur. Ülkemizde hesapsız kitapsız bir inşaat ve yapılanma vardır. Elektrik kesintileri sıklaşmış ve elektrik çok pahalıdır. Turizme yönelik elektrik meselesi münhasıran masaya yatırılmalı ve konaklama tesislerine özel bir tarifeyle uygulama yapılmalıdır.
Ülkemizde su kaynakları kısıtlıdır. Bunun için mevcut suyumuzu en tasarruflu bir şekilde kullanmanın yollarını saptayıp uygulamaya koymalıyız. Lavaboyu çekip atacağımız suyu dahi düşünmek ve tasarruf etmek zorundayız.
Tabiatıyla otellerin sorunları saymakla ve yazmakla bitmez dolayısıyla ben öncelikli bir iki hususa değindim. Daha bol bir zamanda bu konuyu özel bir gündem maddesi yapabiliriz.
KIBRIS: Daha başka yatırım projeleriniz varmı?
M.KIRAL: Şu anda ERCAN’daki uçak bakım hangarını diğer özel havayolu şirketleriyle birlikte tekrar devreye koyup çalıştırma projemiz vardır. Çalışmalar devam etmektedir.
KIBRIS: Turizmde en yetkili konumda olsanız öncelikle neler yapardınız?
M.KIRAL: Birincisi turizmi bir hükümetler politikası olmaktan çıkarır, bir kalıcı devlet politikası haline gelmesi için gerekli çalışmalara başlatırdım. Bunun için de öncelikli olarak Turizm Bakanlığı yerine bağımsız Turizm Örgütü’nü kurardım. Bütçesiyle, kadrosuyla ve hedefleriyle politikadan arındırılmış, turizm master planı çerçevesinde hareket eden bağımsız bir örgüt oluştururdum.
İkincisi, KTHY meselesini mutlaka ama mutlaka çözerdim. KTHY’yi öncelikli olarak turizme hizmet verecek şekilde organize ederek ülkeye turist olarak gelecek ve konaklama yapacak turistlere yönelik şimdiki uçak IT fiyatlarını çok makul seviyeye indirirdim. Turizme yönelik Charter seferlerden vergiyi kaldırır yakıt ücretlerinde subvansiye yapardım. Yani kaz gelecek yerden tavuğu esirgemezdim.
Bizim bu ülkedeki turizm politikamız KTHY’nin kar etmesi veya zarar etmemesi üzerine kurulamaz. Ekonomiye makro düzeyde bakılmalı ve bazı tedbirleri de çekinmeden uygulamaya koymalıyız diye düşünüyorum.
KIBRIS: Yabancı bir turistin en önemli üç beklentisi njedir?
M.KIRAL: 1- Bozulmamış, temiz bir doğa, 2- Güzel bir deniz ve iklim, 3-Tarih, Kültür ve mutfağımız.